HABERLER

Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenleri Doç. Dr. Çağrı İnceoğlu ve Dr. Öğretim Üyesi Ürün Yıldıran Önk, geçmişten günümüze İzmir’deki yerel televizyonları inceledi. Bilimsel Araştırma Projesi olarak desteklenen proje ile kentteki yerel televizyonların izlerini sürmek, ilk yayınlardan bugüne kadar geçirdikleri dönüşümü incelemek ve belgelemek amaçlanıyor.

Yaşar Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Çağrı İnceoğlu ve Dr. Ürün Yıldıran Önk, İzmir’de 1990’lı yıllarda yayın hayatına başlayan yerel televizyonları inceleyen bir akademik çalışmaya imza attı. Doç. Dr. İnceoğlu ve Dr. Önk, kentteki yerel televizyonların izlerini sürmek, ilk yayınlardan bugüne kadar geçirdikleri dönüşümü incelemek ve belgelemek için bu bilimsel araştırma projesini hayata geçirdiklerini belirtti. İnceoğlu ve Önk, “Proje kapsamında, İzmir’de geçmişten günümüze televizyon kuruluşları odak alınarak hem bugüne hem de geçmişe dönük bilgiye ulaşmak için bu süreçte, televizyon kuruluşlarında çalışmış kişilerle görüşmeler gerçekleştirdik. 1990’lardan günümüze yerel televizyonlarda çeşitli yıllarda emek vermiş çeşitli kademelerden insanlarla görüşülerek görüşmelerimiz sesli ve görüntülü kayda alındı. Bunlar arasında televizyon kuruluşlarının sahipleri, yöneticileri ve genel yayın yönetmenlerinin yanı sıra program yapımcıları, yönetmenler, kameramanlar, ses ve görüntü teknisyenleri, stüdyo şefleri, resim seçiciler, sunucular, muhabirler vb. yer almakta” dedi.

Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülnur Ballice’nin yürütücülüğünü yaptığı İzmir’deki yüzyıl ortası apartman yapılarının incelendiği Bilimsel Araştırma Projesi, 3. Uluslararası Mimarlık ve Şehircilikte Çağdaş Yaklaşımlar Konferansı’nda en iyi bildiri ödülünü kazandı.

Yılın neredeyse 300 günü güneşli iklime sahip İzmir’de kepenk, panjur, bina alınları gibi güneş kırıcıların kullanımı Yaşar Üniversitesi’nde bilimsel araştırma konusu oldu. Gelecekte kentte yapılması planlanan binaların tasarım ve uygulamalarına ışık tutması planlanan proje ile soğutucu kullanımının azaltılması, böylece enerji tasarrufu sağlanması hedeflendi.

Özgün Türk çalgılarının bulunduğu Müziksev Müzik Müzesi’nde sergilenmeye başlayan Yaşar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Annotating Museum 2.2 adlı interaktif sergisi özgün Türk çalgılarını dijitalle birleştirip ziyaretçiye aktif rol vererek, farklı bir deneyim sunuyor.

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) bünyesinde Alsancak’ta bulunan özgün Türk çalgılarının sergilendiği Müziksev Müzik Müzesi, Yaşar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğretim görevlileri Ceren Kayalar ve Daniele Savasta’nın yürüttüğü müziği dijitalle birleştiren Annotating Museum 2.2 isimli interaktif sergiye ev sahipliği yapıyor.

Yaşar Üniversitesi ile Pınar Enstitüsü işbirliğiyle 5-7 yaş arası çocuklara sağlıklı ve dengeli beslenmeyi oyun yoluyla öğretmek için eğitim programlarında kullanılmak üzere oyun ve eğitim gereçleri tasarlandı. Eğitim gereçleri, Seferihisar’ın Doğanbey köyünde keçe sanatçısı Ayfer Güleç tarafından kadınlara istihdam sağlayan Kadın Emeği Evi atölyesinde doğal keçeden üretildi.

Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Kaya, İzmir’de bitpazarından 5 TL’ye aldığı 1970’lerin başında yazılmış mektupların sahibini araştırırken Türkiye’nin dağ kazalarında ölen 3. kişisi olan tıp fakültesi öğrencisi 19 yaşındaki Kâzım Küçakalp’e ait olduğunu öğrendi. Kâzım’ın, 19 yaşında hazin bir şekilde sona eren hikayesinden çok etkilenen Dilek Kaya, “Bu hayatın ona bir borcu var” diyerek mektupların hayattaki sahiplerine, ağabeyine, dağ çıkışına katılan kişilere ulaştı ve çektiği belgeselle 44 yıl sonra Kâzım’ın hikayesini ölümsüzleştirdi.

Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğretim üyeleri, uzun saatler boyunca, yoğun bir tempoda çalışmak durumunda olan sağlık personeli için kaliteli çalışma ve dinlenme alanları önermek için Urla, Çeşme, Tire devlet hastaneleri ve Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi Bornova Ek Hizmet Merkezi işbirliğiyle bir bilimsel araştırma projesi gerçekleştirdi.

Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunu Can Yıldız’ın, otizmli kuzeni Umut’un kelimeleri anne babalarının sesinden, sevdikleri oyuncaklarla oynarken daha rahat öğrenmesi için ortaya çıkardığı ürün Tolkido, ödüller almaya devam ediyor. Turkcell’in kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’nda da destek bekleyen Tolkido, son olarak Genç Liderler ve Girişimciler (JCI) Derneği Türkiye’nin Altın Fikirler Akademisi girişimcilik yarışmasında ödül kazanan 5 projeden biri olurken QNB Finansbank’ın düzenlediği Geleceğin Patronları isimli girişimcilik yarışmasında da banka özel ödülünü aldı.

Bu sandalyeleri hatırlayan var mı?

Kimi 50’lerin, kimi 60’ların kimi de 70’lerin gözde modern sandalyeleriydi. Ancak Türkiye’de kullanılan ve zamanla unutulan bu sandalyeler, Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ebru Karabağ’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen ‘Zamansız 30 Sandalye Öyküsü-1950’ler/ 1960’lar/1970’ler’ bilimsel araştırma projesi ile usta ellerde restore edilerek tekrar hayat buldu.

17Teknolojik gelişimle birlikte, internete bağlı cihazlar hayatımızın her alanına girdi. Evler, otomobiller ve birçok elektronik cihazın yanı sıra havaalanları, elektrik santralleri, petrol rafinerileri gibi hayati öneme sahip yerler de interneti kullanarak yönetilmeye başlandı. Tüm bu gelişmeler, evlerin, otomobillerin, hayati öneme sahip yerlerin ve hatta şehirlerin hackerlar tarafından ele geçirilmesi endişelerini de beraberinde getiriyor. Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Yüksek Lisans öğrencisi Mert Kılıç, bu tehditlere karşı, tek bir panel ve cihaz üzerinden tüm tehditleri engelleyebilen siber güvenlik cihazı geliştirdi. Cihaz, evdeki akıllı cihazların yanı sıra elektrik hatları, petrol rafinerileri, nükleer santraller gibi SCADA sistemleriyle çalışan tesisler ile otomasyon sistemleriyle yönetilen fabrikalardaki akıllı cihazları korumayı hedefliyor.

Geçtiğimiz Eylül ayı sonunda, internet tarihinin en büyük hacker saldırısı yaşandı. Dikkat çeken şey ise yalnızca en büyük oluşu değil, ilk kez 200 bine yakın sayıda internete bağlanabilen web kameraları, küçük işlemci gücüne sahip elektronik cihazların da saldırıda kullanılmasıydı. Bu saldırı, artık bilgisayarlardan çok daha basit teknolojik aletlerin saldırı için kullanılabileceğini gösterdi. Yapılan araştırmalara göre de günümüzde 15 milyarın üzerinde cihazın internete bağlı olduğu tahmin ediliyor ve bu rakamın 2020 yılına gelindiğinde elektriğin gittiği her eşyanın internete bağlanması ve 200 milyar cihaz seviyesine çıkması öngörülüyor. Tüm bu gelişmeler, “internete bağlı cihazlar ne kadar güvenli” sorusunu da beraberinde getiriyor.

TOP